Elevcon 2016’da 44 bildiri sunuldu

Yayın Tarihi 15 Mayıs 2016 Lee Freeland Yazdır

Madrid’de yapılan 21. Elevcon Uluslararası Dikey Taşıma Teknolojileri Kongresi’ne katılan dünya çapından 185 profesyonel, 44 sunum dinleme şansı elde etti. Organizasyonu düzenleyen Uluslararası Asansör Mühendisleri Derneği (IAEE) de 30. yılını kutladı.

Madrid’de yapılan 21. Elevcon Uluslararası Dikey Taşıma Teknolojileri Kongresi’ne katılan dünya çapından 185 profesyonel, 44 sunum dinleme şansı elde etti. Organizasyonu düzenleyen Uluslararası Asansör Mühendisleri Derneği (IAEE) de 30. yılını kutladı.

IAEE genel sekreteri ve toplantı başkanı Joseph Steir, sıcak bir karşılama ile etkinliğin açılışını yaptı. Steir, IAEE Başkanı Ami Lustig’in sağlık durumu iyiye gitmesine karşın, doktorunun İsrail’deki evinden konferansa katılmak üzere buraya uçmaya izin vermediğini açıkladı. Ardından IAEE Onursal Başkanı John Inglis sahneye davet edildi. Bu yıl 30. yılını kutlayan IAEE’nin asansör sektörü için önemine değinen Inglis, ardından 21. kez gerçekleştirilerek başlangıcından bu yana toplamda 650 sunumun yapıldığı Elevcon’un etkisini anlattı. Bu sunumlar, her etkinliğin ardından Lustig’in editörlüğünü yaptığı Elevator Technology: Elevcon Bildirileri kitabında yayınlanıyor. Başkan, teknoloji ve inovasyonun sunum konularını belirlediğini ve etkinliğin yıllar içerisinde büyümesine katkıda bulunduğunu belirtti.

Inglis, Elevcon’un İspanya’da gerçekleştirilmesinden bu yana 20 yıl geçtiğini ancak hafta boyunca devam eden serin, nemli havanın Güneşin Battığı Yer’de tipik bir bahar dönemi olduğunu söyledi. Thyssenkrupp’a etkinliğin ana sponsoru olmalarından dolayı teşekkürlerini ileti ve ardından Thyssenkrupp Asansör Avrupa ve Afrika İletişim Direktörü Elena Mozo’yu konuşmasını yapmasını için davet etti. Mozo, Thyssenkrupp’un, konferans ve sergiye başarı getirmesi amacıyla, öğle yemeği, akşam yemeği ve çok daha fazlasına sponsorluk yapmaktan gurur duyduğunu belirtti.

Fuarın ikinci akşamı, fuar organizatörü Ukraynalı WLC firması tarafından Lviv Grejzar Restoranda güzel ve eğlenceli bir gala yemeği ile konuklar ağırlandı.

Öne çıkan sunumlar

Birinci gün

Oturumlar, Thyssenkrupp Asansör Avrupa, Afrika ve Almanya’dan Jörg Müller’in, “Çift ve Çoklu Kabin Sistemlerine Sahip Dikey Taşımayla Verimli Binalar” konulu konuşmasıyla başladı. Müller, kentleşme çok daha yüksek binalar teşvik ederken, binalar daha da yükseldikçe asansörlerin daha fazla alana ihtiyaç duyan “dar geçitler” haline geldiğini söyledi. Ayrıca insan bedeni de asansör hızını kısıtlıyor. TWIN çift katlı kabin ve konvansiyonel sistemler tanıtıldı ve bunların limitleri gösterildi. Thyssenkrupp MULTI, “çok yüksek binalarda kullanılabilir alanı maksimum seviyeye çıkarma” sorununa çözüm olarak gündeme geldi.

Bir sonraki sunum ise, Tetsuya Nakayama’nın gerçekleştirdiği “1,200 rpm Hıza Sahip Ultra-Yüksek Hızlı Asansörlerin Teknolojik Gelişimi” oldu. Birçok katılımcı, Nakayama ve Hitachi Ltd.’ten diğer birçok mühendisin yazdığı ve etkinlikteki En İyi Sunum Ödülünü kazanan bu sunuma özel ilgilerini dile getirdi. Bu çalışmada Nakayama, Çin ve Ortadoğu’nun asansör talebini teşvik ettiğini ve buradaki yolcu ve bina sahiplerinin de çok daha hızlı asansörler istediğini belirtti. Hitachi’nin test kulesinde Mayıs 2016’da çalışmaya başlayan 20-mps 0.8-mps/s asansör için teleskopik tampon, hava geçirmez kabinler, küçük, yüksek güçlü çekiş makineleri, yüksek dirençli halatlar, yeni kontrolörler, hız algılama sistemleri ve özel aerodinamik kaplama yapıları gibi teknolojiler gerekiyordu.

Dünyanın yeni en hızlı asansörü ve tasarımına yönelik birçok sorunun ardından Dr. Albert So, iki sunum gerçekleştirdi. İlki Elevator Technology: Elevcon Bildirileri kitabında yer almayan (zira bu çalışma daha iki ay önce teslim edilmişti) kendi çalışmasıydı. “Asansörlerin Halka Arzı için BACnet Şartları” bu çalışmada So, tek bir standart araç kullanan patentsiz ağ iletişiminin daha fazla çalışması için yeni bir Lonmark SVT’nin önerildiğini açıkladı. Ardından So, Lutfi Al-sharif’in katılamaması dolasıyla kendisi ile birlikte yazdıkları çalışmayı sundu. Bu çalışma, Richard Peters’ın kinematic denklemlerini kullanan yeni modelleri sundu. “Grafik Yöntemler Kullanan Dikdörtgen İki Boyutlu Asansör Trafik Sisteminde Çarpışma Önleme Prosedürü” adlı çalışmadaki modeller pratik olmasa da, bir gün birçok uygulamada gerçekleştirilmeleri mümkün.

Bunun ardından Marja-Liisa Siikonen, ISO 4190-6 standardı revizyonundan bahsetti. Henüz yayınlanmamış (bu sonbaharda çıkması planlanıyor) olduğu için, detaylarını açıklayamadı ancak bu revizyon, konut binalarının yanı sıra ofis binaları ve otelleri de kapsıyor.

A’DAM (Amsterdam Dans ve Müzik) Kulesi Danışmanı Jochem Wit, geliştirilmekte olan benzersiz bir projeyle ilgili heyecan verici ve hararetli bir konuşma yaptı. Önceden “Overhoeks” olarak bilinen eski Shell ofis kulesi yeni markalı lokasyonu, yeni kaidesi, cephesi ve binanın yüksekliğini 94 metreye çıkaran “tacı” (döner ve eskisinden 10 kat daha büyük olacak) ile, “Hollanda müzik ve dans sektörünün global merkez üssü olması beklenen eğlence merkezi”ne dönüştürülecek. Binanın şimdiden Amsterdam’da bir anıt olarak düşünülmesi nedeniyle asansörler cepheye eklenemeyecek, bu nedenle Wit ve ekibi uygun bir asansör planı tasarlamak üzere yaratıcılıklarını kullandı.

Özellikle asansör sektörüne hitap ediyor olmasa da öne çıkan bir diğer çalışma da, ESPORS Photonics AG’den Beat de Coi’den geldi. De Coi, asansörler ve bir nesneye olan uzaklığı ölçmek için gerekli olan araçların boyunda devrim yaratan fotonik gibi en yeni teknolojiler arasındaki boşluğa bir köprü kurmak için çabaladığını açıkladı. Buna benzer çok daha fazla atılım yapıldıkça, destinasyon kontrolü için insanların sayımına imkan tanıyan 3D teknoloji de çok daha yaygın hale gelebilecek.

İkinci Gün

11 Mayıs’ta göze çarpan bir çalışma, Toshiba ekibinin erişilebilirlikte kullanıcı dostluğu ve konfor üzerine ilginç bir araştırmasını sunan Chie Nomaguchi’den geldi. Kabinlerdeki butonyer ve tutamakların düzeniyle sorun yaşayan tekerlekli sandalyedeki kullanıcılar tarafından bildirilen zorluklar, firmanın SPACEL-GR modelinde bir değişikliğe gitmesine yol açmış. Detaylar arasında, aydınlatmalı şeritler, buton yazıları, buton yüksekliği ve çok daha fazlası bulunuyor.

Hitachi’den Shunji Takao, “Asansör Uzaktan Görüntüleme Sistemi Yeni Altyapısı ve Hizmetlerin Genişletilmesi” adlı bir sunum gerçekleştirdi. Bu çalışmada, firmanın yaptığı gelişmiş bir uzaktan arıza izleme fonksiyonu, müşterilerin çalıştırabildiği bir uzaktan kontrol hizmeti ve bilgi göstergesi geliştirmesi açıklandı. Ürün, analog bir telefon hattından LTE hattına dönüştürüldü ve artık çok daha fazla seçenek sunabiliyor. Fakat şu an sadece Japonya’ya yönelik. Takao, “Bunu diğer ülkeler için de düzenleyeceğiz” şeklinde konuştu.

Ardından Kleemann’dan Iraklis Chatziparasidis, komple cam panoramik kabinlerde sonlu öge modelleme ve deneysel testler hakkında konuştu. Bunlar çok teknik detaylar içermese de izleyiciler, farklı durumlardaki kabin yapılarına dikkat çekilen iyi kaydedilmiş videolarla hayli ilgilendiler.

İkinci günün kapanışında yasa uzmanları vardı. Öncelikle TÜV SÜD’ten Siegried Melzer ve José Flórez-González, “2014/33/EU Yönetmeliğiyle İlgili Sertifikasyon Sorunları” adlı, EC tipi muayene ve sertifikasyon alanında farklı Avrupa Birliği (AB) Onaylı Kuruluşlarınca toplanan deneyimlerin anlatıldığı sunumu gerçekleştirdi. Bu çalışma ayrıca, olası zorluklarla baş etmede önceden çözüm bulmak için geleceği de araştırıyordu. Ardından, Louis Bialy and Associates’ten deneyimli mevzuat uzmanı Louis Bialy, dünya çapındaki pazarlarda farklı sertifikasyon süreçleri için bir kılavuz görevi gören, “Başlıca Pazarlarda Yenilikçi Ürün Sertifikasyonu” hakkında konuştu. Şu anda dünya genelinde çok daha tekdüze bir sertifikasyon sürecine yönelik eğilimler de anahtarlarıyla anlatıldı.

Yasalarla ilgili sunumların devamında Otis’ten David McColl, “ISO Asansör Yönerge Yasasının Gelişimi” adlı bir sunum yaparak, yeni Uluslararası Standardizasyon Teşkilatı (ISO) standartlarının, küresel uyuma yönelik adımlar olduğunu belirtti. Süreç uzun, ancak yeni yasaların eninde sonunda EN 81-20 ve -50’nin yerini alması, Kuzey Amerika ve Japon yasaları arasında karşılaştırma yapabilmek adına bir temel sağlaması gerekiyor. Son olarak Otis’ten Richard Fargo’nun yaptığı “Asansör Enerji Sınıflandırılmalarının Karşılaştırılması” adlı çalışma, asansörlerin aslında binalarda kullanılan enerjinin sadece %4’üne karşılık geldiğini belirten ilginç istatistikler sundu. Sunum, VDI 4707 (2009’da çıkarıldı) ve ISO 25745-2’nin (2015’te çıktı) enerji tüketim tahminine göre farklılıklar ve gerekçeler üzerine yoğunlaştı.

İkinci gün gerçekleşen sunumların ardından katılımcılar, otobüs ile Madrid şehir merkezine götürüldü, tur rehberleri kendilerine bu kültür merkezi boyunca uzanan farklı mimarileri (aynen yazarınız gibi bir Amerikalı’ya tarihî olarak görünen) ve sanat eserlerini anlattı. Ardından, bu tarihî şehrin göbeğinde muhteşem bir akşam yemeği ve Flamenco Villa Rosa’da yetenekli kişilerce sunulun Flamenko dansı ile ağırlandık.

3. Gün

Sunumların en son günü, kılavuzlar üzerine bir oturum ile başladı. Oturumu, parçaların “sadece çelik ya da çelik parçası” olmak dışındaki önemini açıklayan, Liftinstituut’tan John Van Vliet yönetti. Ardından Savera’dan Jose Enrique Fernandez, “Sürüş Hattı Ortak Simülasyonu” adlı çalışmada kılavuz rayın öneminden bahsetti. Kendisini, sismik olayların güvenliği düşük olan bağlantı noktalarındaki etkisine dair videolardan oluşan “Sismik Koşullarda Kılavuz Rayların Sabitlenmesi” üzerine sunum yapan Hilti Corp.’tan Dr. Michael Merz izledi. Bunu takiben Fernandez, “Bağlantı Kelepçelerinde EN-20 ve EN-50’nin Etkisi” konusunda başka bir sunum gerçekleştirdi.

Bu arada, yürüyen merdiven konusunda son derece canlı bir oturum gerçekleştirildi. Seiji Yokoe, yürüyen merdiven basamaklarında tampon malzemesinden oluşan patentli bir ürünle ilgili sunumunda Toshiba’yı temsil etti. Sunumla ilgili birçok soru ve yorum geldi; bunlardan bir tanesi, bunun iyi bir güvenlik gelişmesi olduğunu söyleyen Johannes De Jong’tu. Bunu, Hindistan Fortune Consultants’tan Rajah Venkatraman’ın coşkulu sunumu izledi. Bizzat kendisinin yürüyen merdiven yaralanmalarıyla ilgili anıları ve bunların Doğu’da yaşanma sıklığı, “Yürüyen Merdiven/Asansör Kazaları – Asya Farkındalığı” adlı sunumuna fark kattı. Ardından CEDES AG’den Christian-Erik Thöny, firmasının 3D “uçuş zamanı bazlı sensörü” hakkında bilgi vererek, kendisine göre “devrim yaratacak ve geleceği akıllı kılacak kadar” ne algıladığını gösteren bir video izletti.

So’nun çalışması (Sharif ve Ürdün Üniversitesi’nden Ahmed Hammoudeh ile birlikte hazırladığı) “2D’den 3D Asansör Sistemlerine”de de devrim niteliğinde farklı fikirler vardı. Bu çalışma, yazarın bir önceki Elevcon’daki sunumunun devamı niteliğindeydi ve daha detaylı 2D’lere ilaveten 3D tasarım ve konfigürasyonlar sunuyordu. MULTI yaklaşımı içeren sunum, sadece uzun ve dar değil, hem uzun hem geniş binalar için de konsept önerilerinde bulundu.

KONE’den Darren Batey ve Mikko Kontturi’nin sunumunun konusu yüksek binalarda trafik analizinin modernleştirilmesi idi. Mevcut bir binada, hem modernizasyon sırasında hem de sonrasında asansör yolcu sayısını ve sistem performansını doğru bir şekilde ölçebilen KONE Asansör Performans Analizörünü tanıttılar. Aynı zamanda bina nüfusu, trafik alışkanlığı, kapı süreleri, seyir süreleri, hız ve süratı da bir araya getiren cihaz, kontrol sistemi ve asansör güç tedarikinden bağımsız. Doğruluğunun ise %95 olduğu söyleniyor.

Sonuç

Inglis, sunumların sonunda teşekkürlerini sundu. Thyssenkrupp’a sponsorluğu için; Lustig, Steir ve Elevcon 2016 Sekreteri Miinea Clara’ya Elevcon’u başarıya ulaştırmadaki tüm hazırlık çalışmaları için; ve tüm sunum yapanlara ve oturum başkanlarına kapsamlı araştırma ve iyi hazırlanmış çalışmaları için bir kez daha teşekkürlerini sundu. Bir sonraki Elevcon’un detayları henüz belirlenmemiş olsa da, Elevator Word, 2018’de gerçekleşecek bu önemli performansa yer vermeyi sabırsızlıkla bekliyor.