Asansörler Neden Hayatımızda Olacaktır?

Yayın TarihiTemmuz-Ağustos, 2019 Sedat Aksu-Ametal Asansör San.Tic.A.Ş.Makine Müh. ve Ar&Ge Mrk. Md. Yazdır

Asansör, en basit tanımı ile iki nokta arasındaki dikey ulaşım aracıdır. Amacı, tıpkı otomobillerin, uçakların, trenlerin ve yürüyen merdivenlerin olduğu gibi canlıların veya yüklerin bir yerden bir yere ulaştırılmasını sağlamaktır

Asansörü diğer araçlardan ayıran en temel fark, tesis edildiği binada sabit olmasıdır. Ancak bu durum, amacını değiştirmez.

Herkesin (engelliler, çocuklar, hamileler, çocuklu anneler ve pazardan dönen yaşlı teyzeler gibi) zorluk çekmeden şehirlerde hareket edebilmesi istenir. Asansör, bu amaç doğrultusunda, birbiri üzerindeki yaşam alanlarında, insanların ve nesnelerin özgürce hareket etmelerine olanak tanır.

Prensip olarak, insanlar bir arada yaşamayı seçtiği sürece asansörlere ihtiyaç olacaktır.

Asansörler ile İlgili Neden Bu Kadar Fazla Standart Var?

Asansörleri, diğer makinelerden ayıran en önemli üç fark, asansörlerin özel bir eğitim almamış herhangi biri tarafından kullanılabilmesi, kontrolün tamamen asansörün kendisinde olması ve bir kaza durumunda ölümcül olabilmesidir. İçerisine girip, bir butona basıp tüm kontrolü devrettiğimiz ve sevdiklerimizi emanet ettiğimiz başka bir günlük ulaşım aracı yoktur.

Bu üç gerekçe, asansörlerin mutlaka çok sıkı kurallara göre üretilmesini, kurulmasını, denetlenmesini, kullanılmasını ve bakımlarının yapılmasını gerektirir.

Bu nedenle, Avrupa’da standartları belirleyen kurum (CEN) tarafından 1971 yılında oluşturulan bir komite (TC 10), uzmanların da desteği ile her gün kullandığımız asansörlerin yapım ve güvenlik kurallarını belirleyen ana standartları oluşturmuştur ve sürekli güncellemektedir.

  • EN81-20 Asansörler – Yapım ve montaj için güvenlik kuralları – İnsan ve yük asansörleri
  • EN81-50 Asansörlerin yapımı ve kurulumu için güvenlik kuralları – İnceleme ve deneyler

Bu ana standartları takip ederken, diğer standartlara atıflar vardır. Bir diğer anlatımla, iki standardı yerine getirebilmek için, atıf yapılan diğer standartları da yerine getirmek gerekir.

  • EN81-70 Engelliler dahil yolcu asansörleri için erişebilirlilik,
  • EN81-28 Yolcu ve yük asansörlerinde uzaktan alarm,
  • EN 12385-5 Asansörler için halatlar,
  • EN ISO 13857 Makinalarda güvenlik- Kol ve bacakların ulaşabileceği bölgelerde tehlikenin önlenmesi için güvenlik mesafeleri
  • EN 13501-1 Yangın karşısındaki davranış deneylerinden elde edilen veriler kullanılarak sınıflandırma gibi.

Standartlar ile ilgili gereklilikler burada bitmez. Tıpkı diğer araçlar gibi, asansörlerin de kullanım amaçları, kurulacakları yerler ve kullanacak kişilerin beklentileri değişiklik gösterebilir. Örneğin otomobil taşımak veya hasta taşımak amacı ile kullanılacak olabilir. Deprem riski olan bölgede, tatil köyünde havuz kenarında veya kimyasal tesiste kullanılacak olabilir. Kabini camdan veya taş döşemeli olması istenmiş olabilir. Bu ihtiyaçlar ve özel durumlar, yine standartlarla ayrıca tanımlanmıştır.

  • EN81-71 Saldırılara karşı dayanıklı asansörler,
  • EN81-72 İtfaiyeci asansörleri
  • EN81-77 Sismik durumlara tabi asansörler gibi.

Ayrıca asansörlerin ses, titreşim, ivme ve jerk gibi değerlerinin nasıl ölçüleceğini ve hangi değerlerde olması gerektiğini belirleyen ISO 18738 standardı bulunmaktadır.

Görüldüğü gibi asansör ile ilgili her türlü ürün ve durum standartlar tarafından açıkça belirtilmiştir.

Bir üretici, bu standartlara uygun olmayan bir ürünü üretmek veya tesis etmek isterse, iki seçeneği vardır.

Ürünün, standardın gereklerini yerine getirdiğini veya aştığını ayrıca ispat etmeli ve belgelendirmeli veya bu ürünü üretmemelidir.

Asansör ile ilgili standartlar bir başvuru kaynağı ya da seçenek değil, bir zorunluluktur ve asansörde kullanılan tüm parçalar, ölçüler ve durumlar için esastır.

Komple Asansör Sistemlerinin Uyumluluğu Neden Önemlidir?

Asansörlerin işlevlerini güvenli ve eksiksiz bir şekilde yerine getirebilmeleri için mekanik, elektrik ve elektronik parçaların standardın gereklerini tam olarak yerine getiriyor olmaları gerekir.

Bu komponentler ayrı ayrı ilgili standartlara uygun ve mükemmel olabilirler. Ancak, asansör başka bir komponenet değil bir sistemdir ve kullanılan parçaların birbiri ve bina ile ayrıca çalışacakları ortam ile uyumlu olmaları gerekir.

Komple sistem tasarımını yapan ve komponentleri belirleyen firmaların, kullanılan parçalar kadar, asansörün bütününe hâkim olmaları gerekir. Asansörün bütününe hâkim olmak derken, kuyuda ölçülerin alınmasından başlayıp, montaj, tesisatın çalıştırılması ve denetlemenin gerçekleştirilmesine kadar geçen tüm süreç kastedilmektedir.

Asansör projelerinin en başta doğru ve eksiksiz olarak, standartlara hâkim uzmanlar tarafından hazırlanması ile güvenli ve sorunsuz çalışan asansör sistemleri oluşturulabilir. Bu nokta, sistem üreticisi ve komponent üreticisini ayırır. Komponent üreticileri, kendi ürünlerine odaklanır, maliyetine ve standart maddelerine bakarken, komple sistem üreticisi yukarıda anlatılan tüm standartlara ve asansörün tamamına bakar. Örneğin bir hız regülatörü üreticisi için IP67 özellikte olması bir opsiyondur. Sistem üreticisi için ise dış mekânda çalışacak bir asansör çözümünün parçasıdır.

Bir diğer konu, komponentlerin aralarındaki mesafelerin ve dayanımlarının da standartların ve temel mühendislik gereklerini yerine getirmesidir. Bu konu, iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması noktasında, bakımcıların çalışma şartlarını güvenli hale getirmek ve onları korumak açısından vazgeçilmezdir. Bu durum, ancak asansöre ve standartlara hâkim kişiler tarafından hazırlanmış projeler ve sistemler ile sağlanabilir. Çoğu zaman kabin üreticileri, taleplere uygun olarak emniyet korkulukları üretir ancak standartlara göre dayanımlarına ve mesafelerine dikkat etmez. Onlar için emniyet korkuluğu bir üretim kalemidir. Kuyudaki konumu, kimin hangi şartlarda kullanacağına çok önem vermezler. Komple sistem tasarımcısı için, kurulum ve bakımcının, kabin üzerinde izin verilmiş tutunabileceği ve güvenebileceği tek yerdir.

Standartlar Her Yerde Geçerli midir?

Prensip olarak, EN81-20/50 standardı neredeyse tüm dünyada geçerlidir. Japonya, Amerika ve Kanada hariç diğer ülkelerde EN81-20/50 aynen veya harmonize edilmiş olarak kullanılır. Demokrasi gibi, EN81-20 nin geçerli olması, dünyadaki tüm ülkelerde aynı şekilde uygulandığı anlamına gelmez. Bazı ülkelerde daha çok, bazılarında daha az ve bazılarında daha yanlış olarak uygulanmaktadır. Ülkemiz, standardın uygulanması ve denetlemesi adına çok ciddi mesafeler kat etti. Özellikle Avrupa pazarına ürün sunan üreticiler, gelen taleplere uygun olarak kendilerini geliştirdi.

Farklı ülkelerin veya bölgelerin, kendi özel ihtiyaçları, uygulamaları ve yerel standartları olabilir. Örneğin Norveç, İsveç, Danimarka gibi soğuk iklimdeki ülkelerde, özellikle dış mekânlarda çalışan asansörlerin ihtiyaç ve özellikleri çok farklıdır. Gündüz – gece arasındaki sıcaklık farkları, kuyu içerisinde terlemeye sebep olmakta, bu durum motor dâhil kullanılan pek çok komponentin çalışmasını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu ülkelerdeki montaj firmalarının asansör taleplerinde IP değeri, boya kalitesi, korozyon dayanımı gibi özellikler farklılık gösterir. Öte yandan Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Mısır, Arabistan gibi sıcak iklimlerdeki asansörler, yüksek sıcaklığın etkilerini yaşar.

Avrupa pazarında, bazı ülkelerde, özellikle büyük şehirlerde çok küçük kuyular için asansör talepleri veya modernizasyon ihtiyaçları vardır. Buralarda bazı yerel kurallara da eksiksiz uyulması gerekir.

Asansörün Sahibi Kimdir?

Asansörü üreten, satın alan, kuran, kullanan ve bakımını yapan kişiler genelde farklıdır. Bu durum, asansör gibi hayati önemi olan bir ürünün aynı zamanda pek çok sahibinin olması (ya da sahipsiz olması) gibi karışık bir durum ortaya çıkartır. Kullanıcılar asansörün sadece kabin ve butonyerlerini görür ve kullanırlar. Oysa bunlar asansörün görünen küçük bir parçasıdır. Asansör bizim görmediğimiz çok daha fazla ve birbiri ile ilişkili parçadan oluşur. Bu parçaları gören, kullanan ve ayarlayan birileri vardır. İşletmek, bakımını yapmak ve arkada çalışan sistemle uğraşmak söz konusu olduğunda, asansörün sahibi montaj ve bakımcıdır. Dolayısı ile kabin, butonyer ve göstergeler hariç (bunları diğer insanlar kullanıyor) geri kalan tüm parçaların, projeye uygun olarak montaj ve bakım elemanlarının ihtiyaçlarına göre tasarlanması ve üretilmesi gerekir. Bu her zaman kolay değildir. Pek çok firma için çoğu zaman önemli de değildir. Tasarlanan parçaların kuyuya kolayca girip girmeyeceği (örneğin hidrolik sistemlerde pistonların parçalı olması, yük kabinlerinde taban konstrüksiyonu, makine şasesi vb.), montajın kolaylığı (cıvatalara erişimin ve takımların çalışıp çalışmayacağının kontrolü), montajcının güvenliği (keskin kenarlar, el – kol sıkışması, kayma-düşme riskleri ..), bakımın kolaylığı (panoların konumu, paten değiştirme sırasında kapı ayarlarının korunması, yağ değişimi, manyetiklerin konumunun kolayca bozulmaması, motora erişim, ayar cıvatalarına erişim, kabloların derli toplu olması ..) gibi konular projelendirme sırasından itibaren dikkate alınmalıdır. Tasarımlarda, bir kişinin tekrarlı olarak veya tek seferde kaldırabileceği ağırlıklar dikkate alınmalıdır. Kırılacak ve zarar görecek malzemeler özel olarak paketlenmeli ve işaretlenmelidir. Ürünler çoğu zaman şantiye ortamında uzun süre beklemek zorunda kalacaktır. Bu durumda ambalajlar bozulmamalı ve ürünleri muhafaza edebilmelidir.

Kimler Komple Asansör Sistemlerini Üretmeli?

Yukarıda sayılan konuları dikkate aldığımızda, asansör ile ilgili bir bütün olarak (kuyuda röleve alınmasından asansörün devreye alınmasına kadar) bilgi ve tecrübe sahibi olan, standartlara tam olarak hâkim, temel mühendislik kurallarını bilen ve uygulayabilen firmalar, komple asansör sistemlerini güvenli ve eksiksiz olarak üretebilir ve tesis edebilirler. Sadece üretim yetenekleri olan firmaların, asansör ile ilgili bilgi ve tecrübeleri olmadan sistem çözümlerine girmeleri hatadır. Komple asansör sistemlerine “Paketlenmiş Komponenetler” gözü ile bakan bu firmaların oluşturacakları sistemler, kurulum aşamasından itibaren ciddi tehlikeler arz eder ve standartlara uyumluluk için sonradan yapılacak düzeltmelerin maliyetleri çok yüksek olur.

Sedat Aksu, 1977 İstanbul doğumludur. Yıldız Teknik Üniversitesi, Makine Mühendisliği (Konstrüksiyon) Bölümünden 2001 yılında mezun olmuştur. 15 yıldan uzun bir süredir sektörün tanınan firmalarında Ar&Ge ve Üretim konularında farklı görevler almıştır.